Yöresel Yemekler
Halkdili sözlük
şifalı sular
Fındık
Akçaabat tarihin ilk çağlarından beri adı ve ünü
bilinen Trabzon’un batı yakasındadır. İki kent arasındaki uzaklık
yıldan yıla azalmaktadır. Yakın bir gelecekte Akçaabat ile
Trabzon’un birleşip bütünleştiği görülecektir.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tek doğal limanı olan Akçaabat, öncelikle
bir liman kenti olarak önem kazandı. Trabzon Limanı yapılmadan önce
bölgeye gelen yük ve yolcu gemileri, fırtınalı havalarda Akçaabat
Limanı’na kaçmak zorunda kalırlardı. Akçaabat Limanı, tarih
boyunca bu yöreye gelen deniz taşıtlarının en güvenilir barınağı
oldu.
Akçaabat, bir liman kenti olmanın yanı sıra tarihin akışı içinde
tütünü, tereyağı, zeytinlikleri, balıkçılığı, Salı günleri
kurulan açık pazarı, son yıllarda ünlenen köftesi ile Doğu
Karadeniz’in kıyı kentleri arasındaki özel konumunu korudu.
Değişik zamanlarda Trabzon’a gelen bilginler, gezginler, araştırmacılar,
yazdıkları kitaplarda Akçaabat’tan da söz etmişleridir. Xenephon,
Ruy Conzales de Clavijo, Evliya Çelebi, P.Minas Bıjiskyan, Charles
Texier, Teophile Deyrolle, W.J.Hamilton, Seline Balance bunlar arasında
yer alır.Akçaabat, Trabzon'un 13 km. batısında, deniz kenarında ve
deniz seviyesinden 10 metre yüksekte kurulmuş şirin bir ilçedir. Nüfus,
özellikle sahil kesiminde yoğunlaşmıştır. İlçe, hayvancılık
alanında gelişmiş olup, hayvansal ürünleri işleyen sanayi
tesisleri vardır. Akçaabat'ın kıyıları tabii birer plaj niteliğinde
olup, kamp kurmaya uygun yerler vardır. Özellikle Mersin Köyü ve Akçakale
Kamping ve plaj için de elverişlidir. Kıyı boyunca uzanan tütün ve
zeytin bahçeleri ilçenin doğal görünümüne renk katar. İlçenin
bir diğer turistik varlığı da Sera Gölü'dür. Trabzon ile Akçaabat
arasında denize dökülen Sera deresi vadisinin sahile 3 km mesafede
1950 yılında meydana gelen bir yer kayması sonucu kapanmasıyla oluşmuştur.
Göl ve çevresinin görünmeye değer tipik bir görünüşü vardır.
Akçaabat Trabzon'un en çok nüfusa sahip olan ilçesidir. Merkez nüfusu
50.290 kişidir.
Konum
Ülkemizin Doğu Karadeniz kıyılarında sıralanan en güzel yerleşim
yerlerinden biri olan Akçaabat; 38.2 doğu boylamı ile 40.4 kuzey
enlemi arasında, deniz seviyesinden 10 metre yükseklikte 385
kilometrekarelik yüzölçümü ile Trabzon ilinin hemen batısında yer
alır.1997 yılı nüfusu 37 500 olan ancak bugün civar belde
belediyeleri ile birlikte 70 Bini aşkın şehir nüfusu ve 125 bini
bulan toplam nüfusu ile Trabzon'un en büyük, Karadeniz Bölgesinin
ise en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Akçaabat, aynı zamanda
ulaşım açısından önemli bir kavşak noktasındadır. Batısında
Çarşıbaşı, güneyinde Düzköy ve Maçka ile çevrili bulunan ve Düzköy
ilçesi ana yolu olan Söğütlü vadisini bünyesinde barındıran Akçaabat,
yörede bulunan yaylaların geçiş noktasındadır. Karadeniz Bölgesi'nde
yer almasına ve coğrafi olarak bu bölgenin özelliklerini taşımasına
rağmen iklim olarak Akdeniz iklimi özelliklerini taşıyan ilçenin
yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılıktır. Bu iklim özelliğinden
dolayı Akçaabat'ta zeytin ve narenciye yetişir.
Tarihçesi
İlçenin
kuruluş dönemine ışık tutan kaynakların çoğu yok olup gitmiş
olan Akçaabat'ın tarihi Trabzon tarihi ile iç içe girer ve Trabzon
tarihinin bütünlüğü içerisinde yer alır.Bu sebepledir ki bazı
kaynaklarda ilçenin propontos (pontos önü,girişi,kavşağı) olarak
belirtildiği gözlenir.Şehrin kuruluşuyla ilgili araştırmalar ilk
yerlilerin Ege kıyılarından gelerek buralara yerleştiğini öne süren
batılı araştırmacılar ile buraların Asya kökenli ya da Türk olduğunu
ortaya koyan araştırmacılar arasında yoğunlaşır. Tarihi seyir içerisinde
çınar ağaçlarının bolluğundan dolayı Platana ya da Pulathane
diye anılan ilçe sonraları ticaretin gelişmesi ve paranın bol olması
nedeniyle Akçaabat adını almıştır. Fatih Sultan Mehmet tarafından
fethedilen, Akçaabat'ta Roma,Bizans,Komnenos ve Osmanlı dönemine ait
tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür. 1884 yılında ilçe
olan Akçaabat'ın, Osmanlı Dönemine ait kaynaklarda şehir merkezi
"Pulathane", ilçe geneli ise Akçeabâd" olarak geçmektedir.
Kentin Adı
Kentin bilinen ilk adı Pulathane’dir. Bu sözcük Polathane biçiminde
de söylenir. Daha sonra Polathane ve Akçaabat adı uzun süre bir
arada kullanıldı. Şimdilerde yalnızca Akçaabat deniliyor.
Trabzon tarihi adlı kitabın yazarı Şakir Şevket Puluthane sözcüğünün
kökenini şöyle açıklar: “Trabzon Devleti putperestlerin elinde
iken kasaba halkı Platane denilen kavak ağacına taptığından
nahiyenin (bucak) adı o ağacın adından gelmektedir.”
Değişik kaynaklarda Platene, Platana, Blaten, Blatan, Platna, Platina,
Polta biçiminde yazılan bu sözcük, çınar ağacının Grekçe karşılığı
olan platys sözcüğünden türemiştir. Platys sözcüğünden nos
ekiyle türetilen platanos, batı dillerinde platana, Farsça ve Türkçe’de
Pulathane yada Polathane biçimine dönüşerek günümüze ulaşmıştır.
Pulathane adının ne zaman Akçaabat olarak değiştiği bilinemiyor. Söylenceye
göre MÖ 500 yıllarında buraları ele geçiren İranlılar (Persler),
sabahın ilk saatlerinde kasabaya ilk girdiklerinde ak badanalı evlerle
donanmış şirin bir belde ile karşılaşınca buraya Akkent, Akbelde,
Akyurt anlamında Akçaabat adını verirler. Abat sözcüğünün Farsça’da
yer, yurt gibi anlamlar taşıması bu görüşün kanıtı olarak gösterilir.
1515-1555 yılları arasında düzenlenen tapu tahrir defterlerinde Akçaabat
nahiyesi başlığı altında şu bilgiler yer alıyor:
“Akçaabat,
Trabzon’un nahiyesi olup Hızır Çelebi adında birinin 24 bin akçeli
zeamenitidir. Bu gelirin büyük bölümü Haso köyünden elde edilir.
Akçaabat zaimi, 9 ayrı köyde oturan 113’ü Müslüman, 607’si Hıristiyan
olan 720 haneden 77 bin akçe gelir sağlıyordu”(3)
Görüldüğü Pulathane ve Akçaabat Grekçe, Farsça ve Türkçe sözcükleri
karışımından oluşuyor. Doğu Karadeniz Bölgesinde bu üç dilin yüz
yıllarca konuşulduğu düşünülürse Pulathane adının Platanos,
Platana, Pulathane değişiminden doğduğu, Akçaabat adının da
Osmanlı Türkçesi’nin ürünü olduğu ortaya çıkar.
Yayla ve Dernekler
Hıdırnebi, Karadağ, Haçka, Işıklar, Büyük Oba,gibi Akçaabat
yaylalarının hepsi ayrı bir güzellikte birer doğa harikasıdır.İlkbahar
ve yaz başlangıcında yaylalar şenlenir, büyük bir şevk ve
heyecanla dernekler kurulur.
Yöredeki yayla derneklerinin en görkemlisi her yıl 19-20 Temmuz
tarihlerinde (Orak yedisi) Hıdırnebi Kayası'nın arkasında bulunan
Argolos çimeninde yapılan Hıdırnebi Şenliğidir.
Özellikle yayla turizminin canlandırılması açısından büyük önem
taşıyan ve1998 yılında hayata geçirilen Yayla-Kent Projesi ile Hıdırnebi
Yaylasının turizm açısından değeri artmıştır. Bu gün Akçaabat
merkezinden yarım saat Trabzon'dan 45' dakikalık bir yolculuktan sonra
ulaşılan Hıdırnebi Yaylası 1700 rakımında doğal güzelliği ve
turistik tesisleri ile aranan ve tercih edilen bir tatil beldesidir.
Yeşili, mavisiyle ve her bir yeri birer doğa harikası olan
Karadeniz'in mutlaka görülmesi, gezilmesi gereken yerlerinden Hıdırnebi
Yaylasına İstanbul'dan uçakla ulaşmayı düşündüğünüzde
Trabzon Havalimanından itibaren yapacağınız 45 dakikalık karayolu
yolculuğu da içerisinde olmak üzere 2 saat sonra bu düşüncenizi
yerine getirmeniz ve bir doğa harikasını gezmiş olmanın mutluluğunu1700
rakımında yaşamanız mümkün.
Sera Gölü
Akçaabat merkezinden 5 km. uzaklıkta bulunan Sera Gölü'nün genişliği
150-200 metre, uzunluğu ise yaklaşık 4 km.dir. 1950 yılında oluşan
ve bir set gölü olan Sera Gölü : Trabzon'dan ilçeye girişte
Derecik adını alan yerde bulunan ve Akçaabat'ın doğal güzelliği
ile bilinen turizm yerlerinden biridir.